BAŞARI BEKLENTİSİ ÖĞRENCİLERDE SAHTEKARLIĞI KÖRÜKLÜYOR


Günümüzün başarıya endeksli öğrencileri, dikkati arttıran ilaçlardan intihale-aşırma- dek türlü hilelere başvurarak akademik üstünlüklerini kanıtlamaya çalışıyor. Öğrencilerin yüzde 70'i hileye başvuruyor.

Hindistan'da aşırı rekabetçi bir yapı içeren giriş sınavları sorularının hemen tümü çalınıyor. 2004 yılında Tıp Fakültesi'ne giriş sınavlarının kişi başına 15.000 dolara kadar alıcı bulduğu bildiriliyor.

Sosyologlara göre, okullardaki bu sahtekârlık toplumdaki genel kültürel davranışların bir yansıması. İnsanlar artık sahtekârlığı ve aldatmayı kabul etmenin yanı sıra, takdirle karşılıyor. Uluslararası arenada başarı kazanmış işadamları piyasaya müdahale ve "üç kâğıt ile" kıskanılacak boyutta servetler kazanıyorlar.

Aslında bütün bu yozlaşmanın altında yatan gerçek suçlu rekabet. Çalışanların ve üniversite mezunlarının sayısı arttıkça, saygın üniversiteler başarıya giden tek adres olarak algılanıyor. Sınav salonlarında ve kurallarında yepyeni çok sıkı önlemler geliyor.. İşte son rapor!

Genç öğrenci kimseyi aldattığını düşünmüyor. Oysa son dört yıl boyunca Kaliforniya'nın en saygın üniversitesinde son sınıfta okuyor, sınıflarını geçmek için her türlü hileye başvurduğunu saklamıyor. Bunların başında başkalarının çalışmalarını olduğu gibi kullanmak (intihal), konsantrasyonunu artırmak için reçete ile satılan ilaçları yasadışı yollardan ele geçirmek, sınav sorularına sınav öncesi erişmek, cep telefonları ile sınavdaki arkadaşlarına kopya vermek geliyor. Ama o bütün bu uygulamaları normal karşılıyor. Çünkü ona göre herkes bunu yapıyor.

HERKES BUNU YAPIYOR!

Pekin'den New York'a kadar son 10 yılda akademik sahtekârlıkta büyük bir artış izleniyor. ABD'de Duke Üniversitesi'ne bağlı Akademik Dürüstlük Merkezi'nin 50 bin üniversite ve 18 bin lise öğrencisi üzerinde yürüttüğü geniş kapsamlı bir araştırmada, öğrencilerin yüzde 70'i hileye başvurduğunu itiraf etti.

Oysa bu oran 1993 yılında yüzde 56, 1963 yılında yüzde 26 civarında seyrediyordu. Söz konusu araştırmaya göre Internetten yararlanılarak yapılan intihaller son 6 yıldır dört katına çıkmış durumda.

SORULAR ÇALINIYOR

Son beş yıldır, Hindistan'da aşırı rekabetçi bir yapı içeren giriş sınavları sorularının hemen hemen tümü çalınıyor. 2004 yılında Tıp Fakültesi'ne giriş sınavlarının kişi başına 15 bin dolara kadar alıcı bulduğu bildiriliyor.

Çin'de 1996 yılından bu yana üniversite öğrenci sayısının üçe katlanarak 16 milyona ulaştığı bildiriliyor. Geçen yıl Çin polis teşkilatı, "qiangshou" (kiralık tabanca) denilen bir çeteyi çökertti. Üniversite giriş sınavlarına öğrencilerin benzerlerini sokmakla suçlanan çete, 19 eyaletteki 1.000 öğrenciden 212 bin dolar aldığını itiraf etti.

Ayrıca 2005 yılında Güney Kore'de bir yıl önceki üniversite giriş sınavlarının ülke bazında en az 20 grup tarafından çalındığı anlaşıldı. "Aldatmaya Odaklı Kültür" isimli kitabın yazarı David Callahan , "Bizler kandırmaca ve aldatmanın sosyal bir norm olarak kabul gördüğü bir noktaya geldik" diyor.

Öğrenciler niçin sahtekârlığa yöneliyor? Her şeyden önce teknolojik ilerlemelerin sahtekârlığı kolaylaştırdığını kabul etmemiz gerekiyor. Öğrenciler web sitelerinden bir öğle yemeği parasına en yüksek notu alacak bilgilere ulaşabiliyorlar. Aynı zamanda cep telefonları ve MP3 çalıcılar sınava girenlere yeni olanaklar sunuyor. Bunlar, sınıfın dışında konuşlanan işbirlikçilere sınav kâğıdının resmini çekip gönderebiliyorlar.

Aslında bütün bu yozlaşmanın altında yatan gerçek suçlu rekabettir. Çalışanların ve üniversite mezunlarının sayısı arttıkça, saygın üniversiteler başarıya giden tek adres olarak algılanıyor. Bundan 35 yıl önce ABD'lilerin yalnızca yüzde 11'i üniversite mezunuyken, bugün yaklaşık üçte biri üniversite mezunu. Avrupa Birliği'nde son 5 yılda üniversite mezunlarının sayısı yüzde 30 oranında artmış durumda.

Sosyologlar, okullardaki bu sahtekârlığın toplumdaki genel kültürel davranışların bir yansıması olduğunu söylüyor. İnsanlar artık sahtekârlığı ve aldatmayı kabul etmenin yanı sıra, takdirle karşılıyor. Uluslararası arenada başarı kazanmış işadamları piyasaya müdahale ve "üç kâğıt ile" kıskanılacak boyutta servetler kazanıyorlar. Enron, WorldCom ve Martha Stewart buna en iyi örnektir. Güney Kore'nin bir zamanlar medarı iftiharı, kök hücre araştırmacısı Hwang Woo Suk , laboratuvar sonuçlarıyla oynayıp dünya kamuoyunu yanıltmıştı.

SAHTEKÂRLIĞA KARŞI ÖNLEM

Bu sorunun bu kadar yaygınlaşması giderek giriş sınavlarının tümüyle revizyondan geçmesine yol açabilir.

Gelecekte, SAT, MCAT gibi önemli sınavlar, metal dedektörler, radyo-frekansı tespit edicileriyle donatılmış, yüksek düzeyde güvenlik önlemlerinin alındığı salonlarda yapılacak. Böylece öğrencilerin cep telefonlarıyla dışarısı ile mesajlaşmaları engellenmiş olacak.

Çin ve Güney Kore'de giriş sınavlarında kopya çektiği saptanan öğrencilerin 7 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları gündemde. Bu yıl dünyanın en saygın giriş testlerinden biri olan ve yılda yarım milyon kişinin aldığı GRE, 55 yıllık tarihinde ilk kez çok önemli bir değişiklik geçirecek. Sınav soruları her defasında değiştirilecek. Sınavların veriliş saatleri o şekilde değiştirilecek ki New York'ta sınava giren bir öğrenci, Hong Kong'daki bir öğrenciye soruları ve yanıtlarını internet üzerinden gönderemeyecek.

° ABD'de tıp fakültesi giriş sınavı olan MCAT, biyometriden yararlanarak güvenlik önlemlerini arttıracak.

° Gelecek yıl, geleceğin doktorları sınava girerken elektronik parmak izlerini ve dijital fotoğraflarını verecekler. Böylece sınava kendi yerlerine başkalarını sokma olanağı ortadan kalkmış olacak.

° SAT sınavlarına yeni eklenen bir bölümde öğrencinin el yazısıyla bir metin yazması isteniyor. Böylece el yazısından kimlik belirleme olanağı doğmuş oluyor.

° Bu programlar öğrencilerin kâğıtlarını internette bulunan her şey ile karşılaştırıyor ve kopyalanmış kısımları kırmızı ile belirtiyor.

° ABD ve Avrupa'da bazı kurumlar sahtekârlığı bir anlamda "yasal" hale getirdiler. Bu kurumlar, "Açık-internet-sınavları"nda öğrencilerin internet ve PDA'larında sörf yapmalarına izin veriyorlar.

STANDART SINAVLARDA DEĞİŞİKLİKLER

Aynı zamanda ünlü üniversitelerin çoğu standart testlerden giderek uzaklaşıyor. Hatta bazıları bu testlerden tümüyle kurtularak, girişleri mülakat ve önerilere dayandırmayı planlıyor. Standart testler bu şekilde ortadan tamamen kalkabilecek mi? Massachusetts'de bulunan Amerikan Açık ve Güvenli Sınama Merkezi'ne göre ABD'deki 730 üniversite artık öğrenci alırken SAT veya ACT testlerinden yararlanmayacaklarını bildirdi.

Harvard Üniversitesi kayıt bölümü sorumlusu Marlyn McGrath Lewis , giderek daha fazla sayıda okulun "holistik (bütünsel) yaklaşımı" benimsediğini belirtiyor ve bu yaklaşımın gerekliliğine işaret ediyor: "Öğrencilerin kalitesi, dolayısıyla eğitimin kalitesi giriş sınavlarıyla yakından ilişkilidir."

 


Paylaş

Görüntülenme:
Yayınlanma Tarihi:01 Ocak 2000

© 2024e-Psikiyatri.com, bir NPGRUP sitesidir,
e-Psikiyatri.com bir NPGRUP sitesidir. Bu sitede verilen bilgiler, site ziyaretçilerinin/hastaların hekimleriyle mevcut ilişkilerini ikame etmek değil, desteklemek için tasarlanmıştır. Bu sitede yer alan bilgiler bir hekime danışmanın yerine geçmez. Tüm hakları saklıdır.