Zatürre ve menenjit gibi bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölümlere sebep olan mikroplara karşı yeni aşı geliştirildi.
Zatürre ve menenjit gibi bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölümlere sebep olan mikroplara karşı yeni aşı geliştirildi.

Harvard ile Rockefeller üniversitelerinden oluşan ve Dr. Fikri Avcı'nın liderliğini yaptığı araştırmacı grubu, 5 yıllık çalışma sonucu, özellikle yeni doğan bebeklerde zatürre ve menenjit gibi bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölümlere sebep olan mikroplara karşı bağışıklık sistemini harekete geçirerek hastalıklardan korunmasını sağlayan bir aşı geliştirdi.
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmunoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Fikri Avcı, aşıların yetersizliğinin konuşulduğu bir süreçte Harvard ve Rockefeller üniversiteleri araştırmacılarından oluşan 4 kişilik ekibinin, son 5 yıldır aşılar üzerinde araştırma yaptığını söyledi.
Avcı, şunları kaydetti:
“Çalışmaya konu edilen ve 'glukokonjugat' ismi verilen aşı çeşidi, hastalık etkeni bakterilere ait karbonhidrat ve proteinlerin kimyasal olarak birbirine bağlanmasıyla elde edilen aşı grubudur. Bu grup aşı, zatürre ve menenjit gibi bulaşıcı hastalıklara sebep olan mikroplara karşı bağışıklık sistemimizi harekete geçirerek hastalıklardan korunmamızı sağlar. Günümüz teknolojisi ile üretilen aşılar, özellikle yeni doğan çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış insanlarda etkili olamıyor. Bu durum da yeni nesil aşıların geliştirilmesini zorunlu kılıyor.”
Ekip olarak çalışmalarında ilk olarak bu aşı çeşidinin bağışıklık sistemini nasıl tetiklediğini araştırdıklarını belirten Avcı, “Araştırma grubumuz, 'T' hücresi adı verilen bağışıklık sistemi hücrelerinin, aşının içeriğinde bulunan karbonhidratlar tarafından aktif hale getirildiğini keşfetti. Bu gözlem, ders kitaplarına kadar geçmiş olan 'T' hücrelerinin sadece proteinleri tanıdığı varsayımının revize edilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı. Bu bulgulardan yola çıkarak 'T' hücrelerine karbonhidrat sunumunu artıracak aşı prototipi tasarlandı. Bu yeni nesil aşının, kullanımda olan aşılardan çok daha aktif olduğunu kobaylar üzerinde ortaya çıkardık” dedi.
UZUN ÖMÜRLÜ VE KUVVETLİ BAĞIŞIKLIK
Yeni nesil aşının en önemli özelliğinin bağışıklık sistemi tarafından çok etkili ve verimli bir şekilde algılanması ve buna mukabil hastalık etkenine karşı uzun ömürlü ve kuvvetli bir bağışıklık geliştirilmesi olduğunu ifade eden Avcı, şunları kaydetti:
“Özellikle yaşlılar ve bebekler gibi bağışıklık sistemi gelişmemiş ya da zayıflamış insan gruplarında zatürre, menenjit, tifo gibi birçok bulaşıcı hastalığa karşı korunmamızda önemli rol alacak. Örneğin, araştırmaya konu olan model aşı, yeni doğan çocuklarda ölümcül etkilere sahip olan 'B' grubu 'streptokok' adlı bakteriye karşı etkili olan yeni nesil glukokonjugat aşıdır. Hamilelerin yaklaşık 4'te biri vajinal bölgede B grubu streptokok taşır. Bu bakteriyi taşıyan hamilelerde doğum esnasında bakteri bebeğe bulaşabilir ve bu çok ciddi sonuçlara yol açabilecektir. B grubu streptokok yeni doğanlarda zatürre, menenjit ve en önemlisi sepsise (kanın mikroplanması) neden olabilmektedir. Bebeğin bağışıklık sistemi çok zayıf olduğu için bu bakterinin sebep olduğu hastalıklar ölümle sonuçlanabilir.
Dünya genelinde bebek ölümlerinin en önemli sebeplerinden birisi bu bakteriden kaynaklanan enfeksiyonlardır. Yeni doğan bebekleri bu bakterinin ölümcül etkilerinden korumanın su anki tek yöntemi anneye hamilelik esnasında çok yoğun antibiyotik tedavisi uygulamaktır. Antibiyotik tedavisi hamilelerde birçok yan etkiye sebebiyet verdiği için aynı zamanda bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç sağlama olasılığı olduğu için antibiyotik kullanımı en son alternatif olmalıdır. Öte yandan, annenin bu bakteriye karşı aşılanması sayesinde elde edilecek antikorlar plasentadan bebeğe geçer ve yeni doğan bebek hastalık etkeni bakteriye karşı pasif bağışıklık kazanmış olur. Bu bakteriye karşı henüz onaylanmış bir aşı yok. Bizim geliştirdiğimiz aşı, anne adayına hiç zarar vermeden bu mikrobun sebep olduğu bebek ölümlerini tamamen ortadan kaldıracak potansiyele sahip.”
A.A